saat 12.40i gosteriyor bilgisayarimda ve ben yeni yeni uyaniyorum, sicacik kahvemi yudumluyorum, kokusu sariyor beni, delip giriyor dusuncelerime, en derinime, ve hala uyuyan hucrelerime sicak bir "merhaba" diyor.
sevgilimse, uyuyor.. misil misil, derin derin nefesler aliyor.. hissedebiliyorum onu, evet hissediyorum cunku o ruhumda artik..
Gül renginde gün doğarken
Boğazdan gemiler usulca geçerken
Gel çıkalım bu şehirden
Ağaçlar, gökyüzü ve toprak uyurken
Dolaşalım kumsallarda
Çılgın kalabalık artık uzaklarda
Yorulursan yaslan bana
Sarılıp uyuyalım gün batımında
Belki üstümüzden bir kuş geçer
Kanadından bir tüy düşer
İner döne döne gökyüzünden
Hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden
Haydi kalk gidelim bu şehirden
Gün doğarken ya da güneş batarken
Belki kuşlar geçer üstümüzden
Kanatları senin ellerinden
Ellerinden..
Ozledim seni Istanbul.. sende biraktigim hatiralari ozledim, bana aski tattirdigin o sokaklarinda sevgilimle carpik bacaklarla kolumda gezmeyi ozledim..
Oyle zor ve dayanilmazki ayri kalmak.. Uyuyorum.. kadehleri dolduruyorum, acim dinsin diye ve bekliyorum bu sensizlik bitsin diye..
Nessun commento:
Posta un commento