Aslında baya bir zaman geçti en son kağıt karalayışımdan.. karayı ak'a bulaştırışımdan..
yeni bir hayat kurmuşum kendime.. zaman akmış..
o küçük masum kızın gülüşleri kalmamış artık..
kendimi aşk ile aklamışım meğer.
Oysa hiçbirzaman değişemiyeceğimi düşünüyordum..
monotonlaşan hayatımda hiç bir zaman lodoslar olmayacak,
hiç bir el benim ruhumu okşamayacak diye zorca nutkunurdum içimdeki
birikmiş,aşmış kendini taşmış..
olan o temiz sevgimi.
yanılmışım dostum..yanılmışım..
bir sabah gözlerimi açtiğimda..
karşıma çıkıverdi hayatımı paylaştığım,
sol göğsümün esareti,
canımın içi..
yaşam parçam.
ne anam, babam, ne hoş hatıram...
yetmiyor..
onu sığdırmaya içime.
dalgalanmış, boran fırtınalarına kapılmış rüzgarlar esiyor yüreğimde,
ansızın benliğimi ona teslim edişlerim,
sıcak elinin tenime sürtüşü, yüzümü okşayışı,
ruhuma hapsolması..
Hisset..
Hissetmek..
Hissettiklerim..
sıradan bir 'aşk' hastalığı ile asla tanımlanamayacak kadar
sıradışı,
uçuk,
ve tanrısal ki,
kelimelerin anlattıkça anlamsızlaştığını fark ediyorum..
susuyorum..ve sustukça nefesine kilitleniyorum.
işte huzur bulduğum o an..
nefesini ciğerlerimeeeeeeeeeeeee kadar çekip içimin 'o'nunla doluşu..
bundan daha güzel bir an varmıdır dostum?
Offf.. sevdasina kurban olduğum..
huzurluyum, huzurlu.
Iscriviti a:
Commenti sul post (Atom)
Nessun commento:
Posta un commento